Grown Ups?

Premier League'te Cumartesi'nin bize getirdikleri: 7 maç, 25 gol ve Arsenal'la Chelsea tarafından sunulmuş sınırsız bir futbol keyfi. Rakipler bir tarafta 10 kişi kalmış Blackpool, diğer tarafta ise o Blackpool'dan geçen hafta 4 yemiş Wigan olunca Londra'nın iki büyüğünün bir gün içerisinde attığı toplam 12 gol ilerisi için bir seviye tespiti değil belki ama henüz 2. haftada çılgın tespitler yapmadan biraz da anı yaşamak gerek.
Londralıların düşeşiyle başladık yazıya ama yazının asıl konusu Arsenal. Wenger'in 04-05 sezonu bitimiyle startını verdiği "Young Gooners" operasyonu Ashburton Grove'a bir kupa getiremedi henüz bilindiği üzere. Bu çocuklar büyüdü, büyüyecek, yetişkin oldu milli olacak derken kupasız geçen sezonlar taraftarın sinirini de hafiften bozmaya başladı. İlk hafta Liverpool karşısında 11'e 11 durumdayken en azından ilk yarı gösterilen karakter, bu hafta atılan 6 ve her şeyden önemlisi, çocuk denilen bazı isimlerin gösterdiği bireysel gelişim şimdilik Gunners adına fazlasıyla umut verici gibi gözüküyor. 6 gollü maçın hat-trick yaparak kahramanı olan Walcott önceki senelerde hiç olmadığı kadar özgüveni yüksek gözüküyor sahada. Topa vurmayı sonunda öğrendiğini de söylemek gerek. 2-3 sene öncesine kadar takımda penaltı-frikik-korner triosundan herhangi birinde topun başına geçecek son isim olan Walcott iki haftadır duran toplarda topun başına geçiyor, o derece şaşırtıcı bir gelişim gösterdiği. Attığı 3 golün yanında asistini yaptığı ancak Chamakh'la Arshavin'in kaçırdığı 3 pozisyonun da olduğunu hatırlatalım.
Walcott'un yanında Wilshere, Song, Diaby gibi genç isimlerin de sezona oldukça iyi başlaması; Rosicky'nin ilk 2 maç itibariyle eski günleri aratmayacak bir top oynaması falan derken her sezon başı olduğu gibi yine tatlı hülyalara dalmaya başladık Arsenal taraftarı olarak, itiraf ediyorum bunu. Ancak şunu da unutmamak lazım, Sergen'in Rus versiyonu Arshavin, Manuel "Hayrettin" Almunia ve Maroune "the Next Bendtner" Chamakh bu takımın üzerindeki en önemli soru işaretleri. Liverpool'a attığı 4 gol dışında sahada motive görmekte zorlandığımız, ancak pozisyonu itibariyle Wenger'in ondan senede en azından bir 15 gol beklediği Arshavin ve ilk 2 maç itibariyle gol kaçırma konusunda Bendtner'i pek aratmayan Chamakh'la bu takım şampiyonluk yarışında ne kadar tutunabilir; yeni bir kaleci alınmazsa (şu anki adaylar Given, Stekelenburg ve Schwarzer) Almunia hatalı gol yemeden ne kadar dayanabilir bunun cevabını ben de bilmiyorum.
Olaya bir de felaket tellalı gözüyle bakarak yazıyı kapayalım. Arsenal geçen sezona da 6 gollü bir galibiyetle, yine bir Liverpool deplasmanında, bu defa Everton karşısında başlamıştı. Ancak yine Ocak-Şubat-Mart periyodunda, Premier League'in "hardcore" seviyeye ulaştığı dönemde gelen sakatlıklar, performans düşüklükleri ve bunların getirdiği mental çöküş Arsenal'ı şampiyonluk yarışının bir adım gerisinde tuttuğu gibi, "Bunlar hala çocuk" yorumlarının da önünü kesememişti. Wenger'in takımı artık büyüdüğünü, ergenlik dönemini atlattığını ve "liseli" olmadığını ispatlamak zorunda. Mayıs'a kadar geçecek zamanda kim haklı çıkacak, bunu hep birlikte göreceğiz.


























































Güzel Bir Yazı Olmuş Öncelikle.bir spurs taraftarı olarak takımınıza ne kadar nefret duyuyorsam yazış tarzınızdan o kadar hoşlandım.irtibata geçmek isterim
(futbolita)
ahahah savaşın kalbi dolu.sizi arsenaltürkiye'ye yönlendireyim.(orda daha çok yazar var) asahasjadkadsaddsaha.
İyi güzel geçelim irtibata da benim bildiğim bi futbolita var o da brezilyalı. ilginç.
Post a Comment